CARİ GERÇEKLER ve DENGELER

0
556

CARİ DENGE-Gerçekler

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Murat Çetinkaya, Washington’da IMF-Dünya Bankası Bahar Toplantıları kapsamında yaptığı sunumda; “Cari dengedeki iyileşme eğiliminin sürmesi bekleniyor.İç talep koşullarındaki gelişmeler ve para politikasındaki sıkı duruş da, enflasyon göstergelerinde bir miktar iyileşmeye yol açmıştır” demiş. Ayrıca Çetinkaya, Türkiye’nin net ihracatının ekonomideki yeniden dengelemeyi desteklediğine işaret ederek, “Yeniden dengeleme süreci ilk çeyrekte devam etti. Mal ve hizmet ihracatının güçlü katkıları devam etmektedir. Dünya ihracatı içinde Türkiye’nin payı artıyor.” değerlendirmesinde bulunmuş.

Öte yandan gerek Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, gerekse Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak mutlaka ve istisnasızolarak her konuşmalarında cari dengedeki iyileşmeden bahsediyorlar.

Şimdi gelellim doğru bilinen yanlışlara.

CARİ DENGE NEDİR?

Cari denge bir ülkenin dış dünyayla  yaptığı tüm parasal ilişkileri gösteren ödemeler dengesi bilançosunun bir alt kalemidir.

Cari işlemler dengesi;

  • Mal ve hizmet ihracatı ve ithalatı
  • Yatırımların (kar- faiz) gelir ve giderleri
  • Karşılıksız transferlerden oluşuyor.

Dolayısıyla ithalat ve dış dünyaya yapılan kar ve faiz ödemelerinin tutarı,ihracatın ve dış dünyadan edinilen kar ve faiz gelirlerinin tutarından fazla ise cari açıkoluşur.Ülkemizin uzun yıllardan beri karşı karşıya olduğu durum tam olarak da buydu.Ancak siyasilerimizin ve bürokratlarımızın ifadelerinden “dengelenme” adı altında son dönemde bu tablonun cari açık aleyhine değiştiğini anlıyoruz.

Diğer önemli husus,oluşan cari açığın nasıl finanse edildiğidir.Ülkemiz sürekli olaraki cari açığın finansmanını, ya doğrudan yabancı sermaye transferi ile, ya hisse senedi, DİBS veya devlet tahvili satışı ile, ya da doğrudan borçlanarak sağladı.Ancak bugünkü “dengelenme” döneminde finansmanın ne şekilde yapıldığından nedense kimse bahsetmiyor.Cari açığın miktarı düşmüş ve finansmanı kolaylaşmış olmasına rağmen bu fon akımlarının yavaşlaması ve hatta durması sebebiyle söz konusu açık ülkemizin döviz rezervlerinden ve net hata-noksan kaleminden karşılanır hale gelmiştir. Fakat sınırlı Merkez Bankaları rezervlerimiz ve nereden ve ne kadar süreyle ülkemizi ziyaret ettiği bilinmeyen net hata-noksan kalemiyle finansmanı sağlamak hiç de sürdürülebilir değildir.

TÜRKİYE’NİN NE KADAR CARİ AÇIĞI BULUNUYOR?

Türkiye’nin 2017 yılında 47 milyar dolar cari açığı bulunurken bu tutar 2018 yılında 27 milyar dolara kadar indi. Bu açık aynı zamanda 2009 yılından beri en düşük cari açık verisini oluşturdu. Öte yandan 2018’in son 4 ayında bırakın cari açığı, ekonomi cari fazla verdi. Ancak 2019 ilk aylarında açık azalmakla beraber devam etmekte.

CARİ AÇIK NEDEN KÜÇÜLÜYOR?

Normal şartlar altında bu görüntü üretimin ve ihracatın arttığı, dışa bağımlılığın ve ithalatın azaldığı anlamına gelebilir.Evet bu kısmen doğru.Bugün gelinen noktada; ihracat artmakta ancak üretim azalarak devam etmekte, ithalat azalmakta ancak dışa bağımlılık ise artarak devam etmekte.

Bu paradoks ne anlama geliyor?Şu anlama geliyor.

ihracat; stoklar eritilerek, daha önceki siparişler karşılanarak, yurt içinde satılamayan ürünlerin maliyetine/zararına pazarlanması ile artırılır. İşsizliğin artması, gelirlerin düşmesi ve iç talebin daralması neticesinde üretimise ancak azalarak devam eder.

İthalat ise; iç talepteki daralma ve buna bağlı olarak üretimdeki kayıplar neticesinde doğal olarak azalır. Yüksek katma değer ve ileri teknoloji içerikli yeni yatırımlar yapılamadığından dışa bağımlılık ise artarak devam eder.

2019 Ocak ve Şubat aylarında;

  • Yatırım malı olarak ifade edilen ve yatırımların ana unsurunu oluşturan makine ve teçhizat ithalatı yüzde 23 oranında azaldı. Yatırım malları ithalatının azalması yeni yatırımların yapılmadığı ve büyümenin daraldığını,
  • Ara malı olarak ifade edilen ve üretim girdilerinin ana unsurunu oluşturan malları ithalatı ise yüzde 20,6 oranında azaldı. Ara malları ithalatının azalması doğrudan nihai ve ara malı üretiminin azaldığını ve büyümenin daraldığını ifade eder.

Türkiye’nin toplam ithalatının yüzde 84’ünü yatırım ve ara malları oluşturuyor.Bu mallarda ithalatın azalması, resesyonun 2019’un ilk çeyreğinde de devam edeceğinin en büyük göstergesi oldu.

Türkiye’de aynı dönemde tüketicilerin alım güçlerinin düşmesiyle tüketim malları ithalatı da yüzde 34 oranında azaldı. Kaldı ki tüketim malı ithalatı toplam ara malı ithalatının sadece yüzde 10’nu seviyelerinde.

İHRACAT NEDEN ARTTI?

Türkiye’de her kriz döneminin tamamlayıcı iki unsuru ihracat ve turizm olmuştur.2018 yılında son 30 yılda ilk kez ihracatçı firma sayısı ithalatçı firma sayısını geride bıraktı.Ancak stokların erimesi, yeni siparişlerin alınamaması, yurt içinde satılamayan ürünlerin tükenmesi ve kur avantajı sağlayan firmaların yurtdışında artan rekabet güçlerinin artışının hız kesmesiyle bu avantajlarını kaybetmeleri sebebiyle ihracat artışı da hız kesti.

Türkiye’nin AKP öncesi döneminde cari açık sorunu bulunmakla beraber, AKP ekonomisinin en önemli maliyeti kuşkusuz sürdürülebilir olmayan yapısal bir cari açık sorununu ekonominin omuzlarına yüklemesi oldu. Türkiye 2011’de 74 milyar dolarlık cari açık ile toplam gelirinin yüzde 6’sından daha fazla açık vererek cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı.Ancak unutulmamalı ki bu dönem aynı zamanda ülkemizin büyüme rekorları kırdığı bir dönemdi.

Sonuç olarak ülkemiz ithalata bağımlı olarak üretim, ihracat yapabilen ve büyüyebilen bir yapıya sahip. Bu yüzden büyümeye devam ettiği sürece yapısal ve kronik olarak dış açık veren ve bunu da yabancı sermaye akımları ile finanse edebilen bir ülkeyiz. İşler tersine dönüp büyüme daraldığında cari açıkta azalmaya başlıyor.Biz de buna “dengelenme” diyoruz.Anlayacağınız “sakal-bıyık” misali.

Arda H.GÜNERİ

Cevap bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen ismini buraya giriniz