Dördüncü Endüstri Devrimi-Sanayinin Dijitalleşmesi

0
147

Bugün bizler, insanlığın dönüşümünü de içeren yeni bir teknolojik devrimin tam da
başlangıç noktalarındayız. Bu devrime “Dijital Devrim – Dijitalizasyon Çağı”
diyoruz. Bu yeni devrimin hızını ve genişliğini henüz tam olarak kavrayamıyoruz.
Tüm sektörleri etkileyen değişimlere tanıklık ediyoruz, yeni iş modelleri ortaya
çıkıyor, yerleşik düzenler yerle bir oluyor, sistemler yeniden biçimleniyor ve en
önemlisi çalışma ve iletişim kurma şekillerimiz değişiyor. Ve tüm bunlar katlanarak
artan bir hızla gelişiyor. Teknolojiler günlük olarak değil, anlık olarak değişiyor.
Boyutları, hızları ve kapsamları açısından tarihsel önemde bir değişimin
içerisindeyiz. Bu bir dönüşüm, bir (d)evrim. Gelin birlikte bu devrimin ne olduğunu,
neler getireceğini, bizi, şirketlerimizi nasıl etkileyeceğini ve bu devrimi
ıskalamamak, onun hızına ayak uydurabilmek için neler yapmamız gerektiğini
değerlendirelim.

Endüstrinin Gelişimi
Tarih boyunca yeni teknolojiler ve dünyayı yeni algılama biçimleri ekonomik
sistemlerde ve sosyal yapılarda derin bir değişimi tutuşturduğunda her seferinde
devrimler gerçekleşmiştir. Yaşam tarzlarımızdaki ilk büyük değişim, yaklaşık 10.000
yıl önce avcı-toplayıcı toplumlardan tarım toplumuna geçiş oldu. Tarım devrimini
18. yüzyılda gündeme gelen bir dizi sanayi devrimi izledi.
Birinci Endüstri Devrimi 18. yy. ikinci yarısında İngiltere’deki dokuma tezgâhlarının
mekanikleşmesiyle etkisini göstermeye başladı. Bu kapsamda odunun yerine
maden kömürünün ve buharın kullanılması sonucunda hareket gücünün
artırılması, makineleşmeyi ve üretimin fabrikalara taşınmasını doğurdu. Aynı
şekilde buhar, kömür ve demirin enerji kaynağı ve ham madde olarak birlikte
kullanılmaları demiryolu gelişimine de hız kazandırdı.
İkinci Endüstri Devrimi 19. yy. sonlarında elektriğin ve montaj hattının sağladığı
destekle seri üretim kavramını hayatımıza soktu. Buhar, kömür ve demirin yanı sıra
çelik, elektrik, petrol ve kimyasal maddeler de üretim sürecinde kullanılmaya
başladı, bu şekilde endüstri daha da gelişti.

Üçüncü Endüstri Devrimi ile 1960’lı yıllarda yarı iletkenlerin ve bilgisayarların
devreye girmesi ve bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişimiyle birlikte üretimin
otomasyonu sağlandı. Programlanabilir mantıksal denetleyici PLC’lerin gelişmesi
sonucunda üretimde otomasyon ileri aşamalara taşınmaya başladı.
Birinci Endüstri Devrimi üretimin makineleşmesi, İkinci Endüstri Devrimi üretimin
serileşmesi olarak tanımlanırken, Üçüncü Endüstri Devrimi ise üretimin
otomasyonu olarak tanımlandı. Bu süreçler özetle kas kuvvetinden mekanik
kuvvete geçişi getirdi.

Nihayet bugün dördüncü endüstri devrimi ile akıllı ve bağlantılı makine ve
sistemleri konuşuyoruz. Bu devrimle teknolojiler iç içe geçip kaynaşmış ve fiziksel,
dijital ve biyolojik alanlarda karşılıklı etkileşimler hakim olmuştur.
4. Endüstri Devrimini kısaca sanayinin dijitalleşmesi olarak adlandırabiliriz. Ancak
bu sadece bir üretim hattının, bir faaliyetin değil, bir şirketin bütün çalışma ve
süreçlerinin dijitalleşmesi olarak düşünülmelidir. Birbirine bağlı süreçlerin iletişim
halinde olduğu, internet üzerinden iletişim kuran nesnelerin veri toplayıp üretim
sürecini tamamen değiştirdiği, makinelerin insanlarla etkileşimini öne çıkaran bu
yeni dönem, kendi kendini düzenleyebilen otonom üretim sistemleri vaat ediyor.

 

Özge HASANOĞLU

Cevap bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen ismini buraya giriniz